uykusuz geceden arta kalan günün sonu.
eve dönüş öncesi b telefonu. buluşma yeri: pastane terası.
tahta çin oyuncak reyonundan birkaç parça eşya.
boş kafe: köşe masa. plastikhasır koltuk. i oturdu.
heybetiyle geliverdi B, beraberinde 3 kişi. Kültablası istedi, çay söyledi, keyifle başladı konuşmaya.
heyecan sarmaladı, i ne yapacağını şaşırdı. göz teması: yok. saygı belirtisi: yapamadı. tören bitmiş olmalı. B’nin zarafeti. i, gözünü alamadı. sigara tutuşu, masaya yaslanışı. kulağına çalınan konuşmalar. yanına gitsem. olmaz. yanındakilere açıklama yapması gerekir. şeklim şemalim yerinde değil. bir dolu düşünce. içini acı kapladı. aynı mekanda. dışarıda. bu kadar yakın: daha önce hiç olmamıştı. anlamı nedir. bilemedi.
b geldi sonra. tişört var üzerinde. ayağa kalktı karşılamak için. ah keşke B geldiğinde de ayağa kalkabilseydi. öpüştüler. oturdular. ne var ne yok’lar başladı. i’nin aklı çapraz masada. B ile b arasında. elektrik fırtınası. yorgun sandı b, uykusuzluk bahanesi. keyifsiz konuştular. suskunluğa çare, genç garson belirdi. lüzumsuz bilgiler verdi. garsonun arkasından kaçamak bakışlar. ara sıra kambur sırtını dik tutmaya çalıştı. durşunu tarttı. bakıyor mudur bana. ne düşünüyordur. açılamadığı sevdiğiyle aynı mekanda karşılaşan ihmalkâr aşığa benzetti kendini. kulağına gelen kelimelerden kendine mânalar çıkarmaya çalıştı. b gittiği yerlerden, yediği restoranlardan bahsediyordu. ikisinin konularını tarttı. ne kadar farklı. kişi kendini söylermiş. yorgunsun dedi b, kalkalım dedi i.
giderken en azından başıyla selamlaşmayı hayal etmişti. oyalandı. b önünden perde gibi geçti. B’ye baktı. karşısındakinin içine ilahi bir sevecenlikle gülümsüyordu. bakmadı. kederi arttı. öpüşüp ayrıldılar. hemen sigara yaktı. sersemlemiş şekilde arabaya yalpaladı. radyoda kısmetine çıkan şarkı: zero is also a number’ın sonu. dirty three. karşılaşmayı anlatacak, kendini anlayacak kimse gelmedi aklına. belki ibrahim baba. ölünce daha da yanlız kalacağım diye düşündü. daha gerçek bir yanlızlık. alıştırma yapıyorum sanki.









